أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الحمدلله رب العالمين والصلاة والسلام على خير خلقه محمد وعلى اله وصحبه اجمعين

 

Muhterem cemaati Müslimin bu akşam Mektubat-ı İmam-ı Rabbani’den bir mektup okuyacağız inşallah. 69. Mektup İmam-ı Rabbani Hazretleri bu mektubu, Muhammed Murad Bedahşi’ye gönderiyor. Namazda tadil-i erkân ve safların düzeltilmesi, küffarla muharebeye giderken, niyetin düzeltilmesi, teheccüd namazını emretmek, yenenlere dikkat etmek hakkında

İmam-ı Rabbani hamd ve salavatla devam ediyor sonra şöyle diyor “o kimse ki ona büyük bir nimet vardır ne güzel nimettir ki o şahsa ki onun batını ilahi zikir ile mamurdur onun zahiri de ahkamı şeri ile süslenmiştir” bu çok önemli bir şeydir yani kalbimiz devamlı Yüce Allah’ı zikredecek, daima Allah’la   olacak Allah’tan başka hiçbir şey aklımızda olmayacak kalbimizde olmayacak batınımız Allah’la beraber olacak zikirle beraber olacak ama zahirimizde şeriatı garra ile beraber olacak. Yani şeriatın zahiri neyse biz aynısını tatbik edeceğiz sünnetler ne ise aynısını tatbik edeceğiz. İşte İmam-ı Rabbani ne güzel diyor “ne büyük nimettir bu insanlar için ki batını Allah’la meşgul zahiri ise ahkamı şeri ile süslenmiştir.” Ta o zaman için söylüyor İmam-ı Rabbani “ne zamanki bazı insanlar namazı eda etmekte gevşeklik yapıyorlar evet namaz kılıyorlar yalnız namaz kılarken onun şartlarını yerine getirmiyorlar Tumaninet [teenni] ve tadili erkâna dikkat etmiyorlar. Ben irade ettim bu bab’da bu konuyu yazmaya tekid ve mübalağa ile lazımdır onu işitmek, ona kulak vermek” diyor ve Peygamber efendimizin hadisleri ile devam ediyor. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor “böyle namaz kılanlar yani tadili erkan, teeni yerine getirmeyen insanlar” teeni nedir hani rükûa gidiyoruz rükûda kalma tadili erkan budur rükûdan kalkarken itidalda durmak secdeye giderken secdede durmak iki secde arasında durmak ikinci secdede işte teenni odur.  İşte diyor bu zamanda insanların çoğu bunu yapmıyor. Günümüzde nasıl, günümüzde daha berbat bazı insanların namaz kıldığını görüyorsun adam nasıl namaz kıldığını kendisi bile kabul edemez yani beğenemez bir rükûa gidiyor daha rükû tamamlamadan kalkar, kalkarken tam itidali olmuyor oradan hemen secdeye secde olmadan hemen iki secde arası zaten hiç yapmıyor dolayısıyla kişi namaz kılmamış oluyor. Bakınız Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi vessellem) bunlar hakkında şöyle buyuruyor. “İnsanların hırsızlıkta en ileri olanı, kendi namazından çalan kimsedir.”

“Ey Allah’ın Resulü, kişi namazından nasıl hırsızlık yapar?” denildi. Resulullah,

“Rukûunu ve secdesini tam yapmaz. Bu namazdan çalmaktır. İnsanların en cimrisi de selâm (verip alma) da cimri davranandır.” buyurdu. [1]

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

Ebu Mes’ud el-Bedri (radiyallahu anh) anlatiyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Sizden biri, rükû ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz.”[2]

Yani Allah-u Teâlâ tadili erkanı yerine getirmeyen o insanlara kıyamet gününde bakmaz o insanların namazını kabul etmez buyuruyor. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vessellem) bir adamı görür namaz kılar ama ne yapmaz rükû ve secdesini tamamlamaz Peygamber Efendimiz ona şunu diyor “Allah’tan korkmuyor musun, ölümden korkuyor musun, cehennemden korkmuyor musun”

Ebu Musa (Ebu Abdullah) el-Eşari anlatıyor:

“Bir gün Hz. Peygamber (asm) ashabıyla namaz kılmış mescitte oturuyordu. Adamın bir geldi namaz kılmaya başladı. Fakat rükû ve secdeye giderken karganın gagalaması gibi (burnunun yere sürüp kalkıyordu). Resulullah (asm):

‘Bu adamı görüyor musunuz? Eğer şimdi ölse Muhammed (asm)’in milleti üzerinde ölmez. Çünkü, bir karganın kan parçasını gagaladığı gibi, namazını gagalıyor.’ diye buyurdu.” [3]

Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vesselam) bakın ne diyor ne büyük tediptir eğer böyle bir namazla ölürsen Muhammed Mustafa’nın (aleyhisselatu vesselam) dinin dışında ölmüş olursun yani İslam’ın dışında ölmüş olursun buda tabi tehdittir. Yani bir nevi imansız ölürsün tabi o kast edilmiyor kast burada nedir mübalağadır yani Peygamber efendimiz rükû, secde ve itminanın gerekli olduğunu bildiriyor. Ebu Hureyre rivayet ediyor:

 “Öyle kimseler var ki, altmış sene namaz kıldığı halde bir tanesi kabul olmaz. Çünkü güzel rükû etse, secdesini güzel etmez. Secdesi düzgün olsa, rükûu düzgün olmaz.”[4]

Bir şahıs diyor tam 60 sene namaz kılmış onun namazından hiçbir tanesi kabul olmuyor o şahıs ki rükû ve secdesini tamamlamayan kişidir. 60 sene ne yapmış namaz kılmış o altmış sene içerisinde bir tane namazı kabul edilmemiş şöyle deniliyor “Zeyd Bin Vehb anlatıyor Huzeyfe -radıyallahu anh-namaz kılarken Sücut ve rükûunu yerine getirmeyen bir kimseyi gördü ve onu çağırıp: ” -Ne vakitten beri bu şekilde namaz kılarsın?” dedi. O kimse de ” Kırk senedir” dedi. Huzeyfe radıyallahu anh Buyurdu ki “Öyleyse sen kırk senedir namaz kılmadın, eğer vefat edersen Muhammed Rasulullah sünneti üzere ölmezsin “ [5]

Değerli Müslümanlar evet biz abdest alıyoruz tabi abdestle ilgilide şartlar var abdest alırken de değişik sohbetlerimizde onu ifade etmiştik, inşallah başka bir zaman bunun detayını söyleyeceğiz. Yalnız bir insan gider abdest alır bu soğukta bir de camiye gider evet buraya kadar güzel ey sen neyin acelesini yapıyorsun niçin öyle bir sakat namaz kılıp ta kabul edilmeyecek duruma getiriyorsun yani akıların karı değildir. Maalesef bugün toplumumuz bunu yapıyor yani bazen camilerde sohbet verdiğimde hatta onların namazları dikkatimi dağıtıyor sohbet verirken biri bir köşede namaz kılıyor öyle sakat bir namaz kılıyor ki kürsüde onu ikaz edesim geliyor böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorum. Kardeşim sen geldin Namaz kıldın dosdoğru bir namaz kıl hatta rükûa gittiğinde sünnet nedir 3 defa Sübhane rabbiyel azim diyeceksin zaten bir insan 3 defa dediği zaman o itminan yerine gelmiş olur. Rükûdan kalkarken zaten itidal zaten bunların isimlerini de bilmemiz gerekiyor. Bizim bugünkü insanlarımız bunun ismini bilmiyor rükû ne olduğunu secde ne olduğunu itidal ne olduğunu bilmiyor işte rükûa giderken Fatiha’yı bitirdikten sonra gidilen yer rükû oluyor, rükûdan kalkarken itidal onunda duaları var zaten o duaları bitirince o tadili erkan kendiliğinden oluşuyor secdeye giderken iki secde arasındaki duayı okurken zaten bunlar yerine getirilmiş oluyor. Hatta böyle bir nakil var İmam-ı Rabbani söylüyor “Bir insan namaz kıldığı zaman namazını güzel kıldığı zaman” yani Fatiha’sını düzgün okursa,  ondan sonra sure, sureden sonra rükû, rükûda durmak sonra demin söylediğimiz yani iyi bir namaz namazını güzelleştirdiği zaman “ rükû ve secdesini tamamladığı zaman onun namazı için beşaşet olur ve nur olur” o tamamladığı rükû ve secde ona bir nur getirir o secde ve rükû tamamlamadığı zaman o kadar problemdir bu sefer o adam rükû ve secdesini tamamlıyorsa “melekler o namazı ile beraber göklere çıkarlar o namaz onu kılan kişiye dua eder” yani göklere çıkıyor o namaz yukarıda Allah’a yalvarıyor ey Allah’ım şöyle dua yapıyor “ Allah seni muhafaza etsin Allah seni korusun nasıl ki sen beni muhafaza ettin, hakkımı verdin” eğer namazı eda etmeyi güzel yapmazsa” yani hepsini sakat rükûu secdesi Fatiha’sı niyeti hepsini sakat yaparsa o sefer “ bu namaz karanlık olur melekler o namazdan aciz olurlar kerh ederler onla birlikte göklere çıkmazlar” sevmiyorlar karanlıktır  böyle kokuludur bu sefer o namaz göklere çıkmayınca karanlık içerisinde o namaz üzülerek o kişiye beddua yapıyor ne yapıyor, şer duasını yapıyor şer olarak ona beddua ediyor “ Allah seni zayi etsin” İşte İmam-ı Rabbani şöyle buyuruyor “ lazımdır namazı eda etmeyi tamamlamak bütün bunları yerine getirmek gerekiyor”

İnsanların çoğu bu büyük sermayeden mahrumdurlar yani birçok insanlar namazını sakat kılıyorlar zaten ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle buyuruyor

اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِؕ

“Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. “[6]

Ne demek yani kişiyi günahlardan koruyor şimdi eğer bu kadar toplumumuz namaz kılmakla beraber hala günah işliyorsa demek ki namazı eda etmiyor hakkını vermiyor hakkını vermediği zaman o namaz kötülüklerden koruyamaz. İmam-ı Rabbani kendi döneminde şunu diyor “namazın hakkını eda etmek bir külliyen terk edilmiştir, bunu ihya etmek toplumda iyi bir namaz kılmak cemiyette iyi bir namazı adet haline getirmek İslam’ın en mühim şeylerinden bir tanesidir” bununla ilgili İmam-ı Rabbani şöyle bir hadis getiriyor bakınız o kategoriye sokuyor

من تمسك بسنتي عند فساد أمتي له أجر مائة شهيد

“Kim sünnetimin öldüğü bir vakitte bir zamanda onu ihya ederse onun için yüz şehidin sevabı vardır”[7] yani demek ki namaz öyle bir duruma getirilmiş ki öyle sakat bir hale getirilmiş ki eğer bugün biri veya bireyler bir cemiyet bunu iyi kılarsa ve örnek olursa ve bunu etrafına söylerse onun için bu hadisin sevabı vardır bu hadisin dairesine, çerçevesine giriyor.

Bazen şöyle oluyor hani dikkatimizi çekiyor hani Peygamber efendimiz diyor ki “ emr olundum ki yedi organ/aza üzerine secdeye” onlardan bir tanesi de secdeye giderken ayak parmakları kıbleye doğru bakması gidin camilere bakın ben sadece Türkiye için demiyorum  Dünyanın her yerinde hacca gittik hacda hemen hemen bütün Müslüman İslam alemini orda gördük bu konularda Müslümanlar cahildirler adamlar ne yapmıyorlar ayak parmaklarını kıbleye dik olarak bırakmıyorlar genellikle böyle serbest bırakıyorlar ee bu ne olmuyor bu namaz olmuyor o parmakların üzerine secde yapmadığın zaman o namaz sakat oluyor dolayısıyla namazı olmamış oluyor veyahut namazla ilgili mesela Şafii mezhebine göre niyet getirirken niyet kalbidir ne zaman niyet getirecek Allahuekber, tekbiri taharrum Allahuekber getirirken Bu arada kalbinde ne geçirecek benim kıldığım namazın farzı ve öğlen yani o vaktin yaptığı işin namazın vaktini eğer imam ile beraber ise  onu yani bütün bunları ne yapması gerekiyor kalbinde hem de Allahuekber arasında bunu kalbinde geçirmesi gerekiyor çok az insan bunu biliyor ve bunlarda söylenmiyor maalesef söylendiği zaman da pek kimse bunu dinlemiyor takip etmiyor önemsemiyor.  Ramazan sohbetlerinde onları dile getirmiştim hepsi kayıtlarda vardır fakat o anda dinleyen dinler ve öyle bir kulaktan bir kulağa öyle geçiyor işte değerli Müslümanlar ona dikkat edelim.

İmam-ı Rabbaninin bu mektubunda niyetini düzeltmekle ilgili bölüm var ben ibare okumayacağım kısa olarak onları geçeceğim diyor biri cihada giderken tebliğe giderken veyahut Allah rızası için bir iş yaparken evvela niyetini tashih etsin nasıl niyetini tahsis edecek evvela niyetini Allah rızası için yapacak sonra o işi yapacak yani bir talebe bir hoca bir çalışan herhangi cihad tebliğ irşad yapan bir insan  iki kişiyi arasını düzelten kimse evvela ne yapacak evvela niyetini Allah rızası için kılacak.

İmamı Rabbani’nin nasihatlarından bir tanesi de teheccüd namazı hatta şöyle diyor “bu Nakşibendi tarikatının zorunlu adablarından bir tanesidir” bir insan intisap etmiş ise bu tarikata buna mensub ise mutlaka ve mutlaka teheccüd namazını kılması gerekiyor. Hatta bazı mektubatlarında  vacip diye geçiyor o zaman biz kitaplara bakıyoruz acaba İmamı Rabbani  Hanefi mezhebine mi söylüyor kendisi Hanefi mezhebine mensub bu vacip demesi acaba şeri bir vacip mi sonra araştırdım o zaman şeri vacip değil ne vacibi o meşreb vacibi yani tarikat vacibi bir insan bir insan intisap etmişse mutlaka teheccüd kılması gerekir ve hatta bunu şöyle diyor eğer buna uyanmak zor ise ne yapacak birkaç kişiyi  tayin edecek onu alıştırmak için onu uyandıracaklar kendisi o hale kendiliğinde uyanacak hale gelinceye bugün telefonlar var hangi saate ayarlarsa o saatte onu kaldırır ve İmamı Rabbani öyle bir tabir kullanıyor “o saatte duaların kabul rahmetin yağdığı o gece saatlerinde diyor kişi uyku gafletinde kalmaması için diyor mutlaka birilerini tayin edecek birilerine söyleyecek o kalksın o vakti gafletle geçirmesin”

Onun tavsiye ettiği maddelerden bir tanesi de şudur yediği lokma konusunda ihtiyatlı davranacak her yemeği yemeyecek her lokmayı yemeyecek helal midir haram mıdır hele hele ben sizlere ilim talebelerine diyorum kesinlikle bu konuda dikkatli olunuz evet siz medresede zaten yediğiniz helaldir medreseden çıkarken her şeyi yemeyin şüpheli olan yiyecekleri yemeyin kalbinizi köreltir ve o ilmin kalbe girmesine engel olur. Hele hele tarikatta sulük içerisinde bulunanlar onlarda bu konuda dikkatli olmalıdır çünkü o sulük yapanlar işi nedir onun işi o kalbini yumuşatması yani kalbinin Allah’ı daima zikr etmesinin normal bir duruma getirmesidir haram yediği zaman kalp sertleşir Allah’ı anmaz.

Allah-u Teâlâ bizi İmamı Rabbani’nin hatırına versin peygamberlerin evliyaların şefaatine nail eylesin hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

24.11.2016 sohbet

[1] (Müsned-i Ahmed b. Hanbel, III/70).

[2] Ebu Davud, Salat 148, (855); Tirmizi, Salat 196, (265); Nesai, Iftitah 88, (2,183); Ibnu Mace, Ikamet 21, 22, (891-898).

[3] İbn Huzeyme, el-Sahih, 1/332

[4] İbn Ebi Şeybe, Musannef, 1/257

[5] Buhari, h.no: 389

[6] Ankebut suresi 45. âyet

[7] (İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282.)

WhatsApp'ta paylaş